İç ile ilgili deyimler

İç ağrısı

Kin, düşmanlık.

İç etmek

(halk dilinde) Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeyerek kendine mal etmek, kendisi için alıkoymak.

İç geçirmek

İçini çekmek.

İç gıcıklamak

İstek uyandırmak.

İç sıkmak

Bıktırmak.

İçi açılmak

Güzel bir şey karşısında sıkıntısı dağılmak, iç sıkıntısından kurtulmak.Ferahlamak.

İçi alaylı, dışı kalaylı

Dış görünüşü iyi ancak içi kötü, bozuk olan.

İçi bayılmak

Çok acıkmak.Çok yağlı ya da çok şekerli yiyecekler ağır geldiğinden artık yiyememek ve su içme gereksinimi duymak.

İçi beni yakar, dışı eli yakar

Dış görünüşüyle başkalarının hoşuna giden bir şeyin yada kimsenin kötü yönlerini ancak ben bilirim.

İçi burkulmak

İçi sızlamak.

İçi cız etmek

(Bir duruma) Çok üzülmek

İçi dar

Tez canlı, sabırsız.

İçi daralmak

Sıkılmak, bunalmak.

İçi dışı bir

Özü sözü bir, açık yürekli, gizli bir düşüncesi olmayan, olduğu gibi görünen.

İçi dışına çıkmak

Kusmaktan ötürü çok fena olmak.Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.

İçi erimek

Pek üzülmek.

İçi ezilmek

Acıkır gibi olmak ve bundan dolayı rahatsızlık duymak.

İçi fesat

Her şeyi kötü yönünden ele alan.

İçi geçmek

İstemeksizin uyuyuvermek.(halk dilinde) İnsan yaşlanıp, meyve fazla olgunlaşıp bir işe yaramaz duruma gelmek.

İçi geniş

Tasasız, kaygısız.

İçi gitmek

İçi sürmek.Can atmak, çok istemek.

İçi götürmemek

(Acıklı bir durum karşısında) Dayanamamak.Vicdanı kabul etmemek.Birini çekememek.

İçi içine geçmek

Tedirgin olmak.

İçi içine sığmamak

Coşkunluk göstermekten kendini alamamak, aşırı sevincin heyecanını yaşamak.

İçi içini yemek

İstediğini yapamamaktan üzülmek; dert etmek.

İçi kabarmak

Mide bulantısı duymak.Heyecanlanmak, hareketlenmek.

İçi kan ağlamak

Çok kederli olduğunu dışarıya belli etmemek.

İçi kapanmak

Sıkılmak, bunalmak, sıkıntı duymak.

İçi kara

Kötü kalpli, sürekli kötülük düşünen.

İçi kararmak

Sıkılmak, umutsuzluğa düşmek.

İçi kazınmak

Açlıktan midesinde eziklik duymak.

İçi katılmak

İç organları hareketsiz duruma gelmek.

İçi Mahmutpaşa Çarşısı

Bir yerin karışıklığını anlatmak için kullanılır.

İçi parçalanmak

Birinin durumuna acıyarak çok üzülmek.

İçi rahat etmek

Ferahlamak, rahatlamak.

İçi sıkılmak

Bunalmak, sıkıntı duymak.

İçi sızlamak

Bir şey yada kişi için çok üzülmek.

İçi titremek

Çok üşümek.Büyük bir istek duymak, canı istemek, çok özlemek.Tehlikeli bir durumla karşılaşmak korkusu içinde bulunmak.

İçi vık vık etmek

Çok sabırsız olmak.

İçi yağ bağlamak

İstediği gibi bir durum belirdiğinde sevinip ferahlamak.

İçi yanmak

Çok susamak.Aşırı derecede üzülmek.

İçinde kurt olmamak

Bir şey yapmak için istek duymamak.

İçinde yüzmek

Olumlu yada olumsuz bir durumun aşırı derecesinde bulunmak. Para içinde yüzmek. Sefalet içinde yüzmek.

İçinden çıkmak

O işin güçlüklerini yenebilmek, üstesinden gelmek.

İçinden geçirmek

Aklından geçirmek.

İçinden geçmek

Aklından geçmek.

İçinden gelmek

Gönlünden doğmak, isteyivermek.

İçinden gülmek

Biriyle sezdirmeden eğlenmek.

İçinden kan gitmek

Belli etmediği halde çok kederli olmak, gizli gizli üzüntü çekmek.

İçinden okumak

Dudaklarını kıpırdatmadan, hiç ses çıkarmadan okumak.Ses çıkarmadan sövmek, beddua etmek.

İçine atmak

Bir sıkıntıyı kimseye belli etmemek, sıkıntısını açığa vurmamak.Kendisine yapılan kötülüğe karşılık vermeyip, bunu unutmayacağını belli etmek.

İçine batmak

Pişmanlık duymak.

İçine dert olmak

Bir şeyi önemseyerek üzülmek.

İçine doğmak

Hiçbir belirtiye dayanmadan, bir işin olacağını yada olduğunu önceden sezinlemek.

İçine işlemek

Çok dokunmak, etkilemek.

İçine kapanık

Duygularını kimseye açmayan.

İçine kapanmak

Duyularını kimseye açmamak.

İçine kurt düşmek

Kuşkulanmak, kendisine zarar geleceğinden şüphe etmek.

İçine etmek

Bir işi çok kötü bir duruma getirmek.

İçine sinmek

İstediği olduğu için rahatlık duymak.İçi rahat etmek.

İçine sinmemek

İçi rahat etmemek, yaptığı şeyden memnun olmamak.İstediği gibi olmadığı için rahatlık, mutluluk duymamak; tadına varamamak.Onlara da gelin dedim, ama içime pek sinmedi.

İçini açmak

(Birine) Derdini dökmek.

İçini bayıltmak

(Tatlı) Ağır gelip artık yiyememek.Çok konuşarak yada ağır davranarak birini usandırmak.

İçini çekmek

Derin bir nefes çekerek üzüntüsünü belirtmek.

İçini gıdıklamak

İstek uyandırmak.

İçini kemirmek

Bir üzüntüden rahatsızlık duymak, kaygılanmak.

İçinin yağı erimek

Telaş ve kaygıyla üzülmek.

İçler acısı

Oldukça üzücü, çok acıklı.

İçten içe

Gizli gizli, belli etmeden, gizlice.

İçini (bir) kurt yemek

Sürekli bir kaygı içinde bulunmak.

İçi kabul etmemek

(Bir şeyden) Midesi bulanmak, yemek istememek, iğrenmek.

İçi çıfıt çarşısı

Çok karışık.

İçi çekmek

(Bir şeye karşı) İstek duymak